İçeriğe geç
Isparta İz

Gündelik hayatı çöz, kendine ve yıldızlara bak

Yeme İçme 4 dk okuma Buse Yalın

Ayıklama Masası: Mutfakta Neyi Ayırır, Neyi Atarız?

Bakliyattan taş, yeşillikten sararan yaprak, balıktan kılçık. Pişirmeden önceki ayıklama aşamasının pratik kuralları.

Mutfakta pişirmeden önce gelen, çoğu zaman anlatılmayan bir aşama vardır: ayıklamak. Tencere kaynamadan, tava ısınmadan önce malzemenin içinden bir şeyler ayrılır. Bakliyattan taş, yeşillikten sararan yaprak, kuruyemişten kabuk, balıktan kılçık. Bu iş sıkıcı göründüğü için hızla geçilir, oysa yemeğin tadını ve güvenliğini belirleyen ilk karar burada verilir. Ayıklama, malzemeyi azaltmak değil; kullanılabilir olanı geride bırakmak için gerekeni kenara almaktır.

Bakliyatta neyi ararız?

Kuru fasulye, nohut, mercimek ve barbunya gibi ürünler tarladan geldiği için içlerinde küçük taş, toprak parçası, sap kırıntısı ve zaman zaman böceklenmiş taneler bulunabilir. Bunları ayırmanın en pratik yolu, ürünü açık renkli geniş bir tepsiye ince bir tabaka halinde yaymak ve elin kenarıyla azar azar öne çekmektir. Aydınlık bir yerde çalışmak fark yaratır; taşın parlaklığı ve rengi tanelerden ayrılır. Delikli, tozlu ya da buruşmuş taneler de aynı anda kenara alınır.

Yıkama ayıklamanın yerini tutmaz

Yaygın bir alışkanlık, ayıklamayı atlayıp doğrudan yıkamaya geçmektir. Su hafif tozu ve kabuğu alır, ancak taş taneyle aynı ağırlıkta olduğu için dibe çöker ve tencereye kadar gider. Buna karşılık bir yöntem işe yarar: bakliyatı bol suya döküp birkaç saniye beklemek, yüzeye çıkan boş ve delik taneleri kaşıkla almak. Ama bu, tepsideki gözle ayıklamanın yerine değil, ardından gelen bir adımdır. İki aşama birlikte uygulanınca sonuç güvenli olur.

Yeşilliklerde ayrımın ölçüsü

Maydanoz, dereotu, ıspanak ve marul gibi ürünlerde ayıklama tek tek yaprak seçmek anlamına gelmez. Kalın ve odunsu saplar, sararmış ya da kararmış yapraklar, ezilmiş uçlar ve toprak tutmuş dip kısmı ayrılır. Geri kalan kullanılır. Burada asıl hata, bir demetin küçük bir kısmı bozulduğu için tamamını gözden çıkarmaktır; oysa bozulma çoğunlukla dış yapraklarda ve dipte toplanır, iç kısım sağlam kalır. Ayırma işlemi ne kadar erken yapılırsa, kalan kısım o kadar uzun dayanır.

Kuruyemiş ve kabuklu ürünler

Ceviz, fındık ve badem kırıldıktan sonra iç kısma mutlaka sert kabuk parçaları karışır. Bunları ayırmanın kolay yolu, içleri düz bir tabağa dökmek ve tabağı hafifçe eğerek yuvarlanmayanı seçmektir; kabuk parçası genellikle daha köşeli ve serttir. Buruşmuş, koyulaşmış ya da acımsı kokan içler ayrılır, çünkü tek bir bozuk parça bütün tabağın tadını değiştirebilir. Kuruyemişte ayıklama gözle olduğu kadar kokuyla da yapılır.

Balık ve ette ayrılan kısımlar

Balıkta kılçık ayıklamak sabır ister ama yöntemi bellidir: fileto düz bir zemine konur, parmak ucu et boyunca gezdirilerek sertlikler bulunur ve bulunanlar ucu düz bir aletle kılçığın çıktığı yöne doğru çekilir. Ette ise sinir, zar ve fazla yağ dokusu ayrılır; bunlar pişince sertleşip lokmayı zorlaştırdığı için ayrılmaları tat açısından da anlamlıdır. Her iki üründe de ayıklama tazeyken ve soğukken daha kolaydır.

Ayrılan kısmın hepsi çöp değildir

Ayıklamanın yanlış anlaşılan yanı, ayrılan her şeyin atılacağı varsayımıdır. Maydanoz sapları, pırasanın yeşil kısmı, sebze kabukları ve et kemikleri çorba suyu yapımında kullanılabilir. Sertleşen ekmek ufalanıp kızartılabilir, kararan muz tatlıya girer. Burada gerçek ayrım "iyi ve kötü" değil, "şu tabakta kullanılacak ve başka bir işe gidecek" ayrımıdır. Ayıklama masasının yanına ikinci bir kap koymak, bu ayrımı kendiliğinden görünür kılar.

Ne zaman tamamı elenmeli?

Bazı durumlarda seçerek kurtarmaya çalışmak doğru değildir. Küf görülen yumuşak gıdalar, ekşimiş kokusu olan süt ürünleri, kabarmış ya da akıtan konserveler, kokusu bozulmuş et ve balık ayıklanmaz; tamamı elenir. Küfün görünen kısmı yüzeydeki bir parçadır, yumuşak yapılarda ise derine iner. Burada ölçü nettir: koku, renk ve doku değişimi bir arada geliyorsa ürün kurtarılmaya çalışılmaz. Ayıklamanın da bir sınırı vardır.

Masayı kurmanın pratik düzeni

Ayıklamayı zahmetli kılan çoğu zaman işin kendisi değil, kurulmayan düzendir. Geniş ve açık renkli bir tepsi, iyi bir ışık, ayrılanlar için ayrı bir kap ve elin rahat çalışacağı bir yükseklik işi hızlandırır. Ürünü tek seferde değil, avuç avuç önünüze çekmek gözün yorulmasını önler. Alışverişten döner dönmez yapılan kısa bir ayıklama, hem dolapta yer kazandırır hem de bozulmanın yayılmasını engeller.

Ayıklamak mutfağın en sessiz ama en belirleyici işlerinden biridir. İyi yapıldığında tencereye yalnızca kullanılacak olan girer; atlandığında ise kusur pişmiş yemekte ortaya çıkar ve orada düzeltilemez. Malzemeyi kalburdan geçirmek gibi düşünün: geriye kalan, o günkü sofranın tamamıdır. Az zaman ayrılan bu aşama, yemeğin tadından çok daha fazlasını belirler.